Lina Kadın Sağlığı
Ragıp Tüzün Mah İvedik Caddesi No: 202 Yenimahalle / ANKARA / TÜRKİYE

Sıkça Sorulan Sorular

Rahim ağzı kanserinde hangi tedavi şeklinin uygulanacağına belirli kriterler doğrultusunda karar veriliyor. Bunların arasında kanserin boyutları ve hangi bölgelere yayıldığı, kadının yaşı ve genel sağlığı ve hastanın tercihi sayılabilir.

Tedavi amaçlı kullanılan 3 temel yöntem bulunuyor. Bunlar cerrahi, radyasyon tedavisi ve kemoterapi. Bazı vakalarda yöntemlerden ikisi veya hepsi kullanılabiliyor. Hangi yöntemlerin kullanılacağına ise test ve tetkiklerden sonra karar veriliyor.

Hastalığın teşhisinde ilk sırayı rutin muayeneler esnasında yapılan PAP Smear testi alıyor. PAP Smear testi burada serviks duvarındaki anormal hücrelerin servikal kanser öncüllerinin rahim ağzı kanserine dönüşmeden önce tespitinde yardımcı oluyor.

Testin sonucuna göre biyopsi veya HPV DNA testi gibi ek testlerin veya tedavinin gerekliliğine karar verilebiliyor.

Rahim ağzı kanserinden korunmak mümkün.

Dünyada en fazla ölüme neden olan hastalıklar arasında kanser çeşitleri ikinci sırayı alıyor. Yapılan araştırmalara göre kanser çeşitleri arasında artış gösteren türlerin başında jinekolojik kanserler geliyor.

Rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vajen, vulva ve tüplerde görülen kanserlerden oluşan jinekolojik kanser türleri erken teşhis edildiklerinde tedavi şansı artıyor. Bu nedenle her kadının yılda en az bir kez bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına test yaptırması öneriliyor.

Geçtiğimiz aylarda rahim ağzı kanseri aşısının piyasaya sürülmesinden sonra hastalık hakkında çok yönlü tartışmalar başladı. Bazı uzmanlar aşının gerekli olduğunu ve kız çocuklarına mutlaka yapılması gerektiğini savunurken, bazıları da aşının gereksiz bir uygulama olduğu yönünde görüş bildirdiler.

Aşı yaptırmak ya da yaptırmamak tamamen kişisel bir karar. Ancak karar vermek için bilgi edinmek isteyenler rahim ağzı kanseri konusunda derlediğimiz bu yazıdan faydalanabilirler.

Rahim ağzı kanserleri türlerinin hemen hemen hepsi HPV adı verilen bir virüsün varlığından kaynaklanıyor. HPV'nin bazı tipler serviks (rahim ağzı) duvarındaki hücrelerde değişikliklere yol açabiliyor. Tedavi edilmezse, bu anormal hücreler bazen kanser hücrelerine dönüşebiliyor. Bunun dışında bir de rahim ağzı kanseri riskini artıran faktörler mevcut:

  • Sigara kullanımı
  • Cinsel yolla bulaşan hastalıklar (özellikle insan papillom virüs enfeksiyonu, HPV)
  • Erken yaşta cinsel ilişki
  • Kocası çok eşli kadınlar
  • Düşük sosyo ekonomik durum

Rahim ağzı kanseri pek çok vakada hiçbir belirti göstermeyebiliyor. Bazılarında ise ancak çok ileri evrelerde belirtiler ortaya çıkıyor. Ancak başlıca belirtiler arasında şunlar sayılabilir:

  • Sıradışı vajinal kanamalar
  • Cinsel ilişkiden sonra kanamanın oluşması
  • Anormal vajinal akıntı
  • Kasık (Pelvis) ağrısı

Belirtilerden biri veya birkaçına sahipseniz en kısa zamanda bir uzmana görünmenizde yarar var.

  • Eger sezeryan dan sonra en az 3 yıl ara verilmişse
  • İlk sezeryan baş pelvis uyuşmazlığı nedeniyle (halk arasında çatı darlığı deniliyor)
  • Son ultrasonik kontrollerde uterusun (rahmin) kalınlığı uygunsa
  • Doğum sırasında çok yoğun bir ilgi ve bakım sağlanabiliyorsa normal doğum denenebilir.
  • Ama genede doğumun normal olabileceği garanti edilemez. Eğer acil bir durumla karşılaşılırsa sezeryana alınabilir.

Aşılama bayanın yumurtlaması sağlandıktan sonra eşinin yıkanmış hızlı spermleri seçilmiş menisinin direkt rahim içine konulmasıdır.

Bayanın yumurtlaması bazen haplarla bazen gonadotrophinler denen ignelerle elde edilir. Daha sonra çatlama ignesiyle yumurtlama elde edildikten sonra doktorun söylediği saatte aşılama yapılır.

Bu bazen doktorun tercihine göre ayda bir veya 2 kez aşılama yapılabilir. Başarı oranı her yapışta -20 oranındadır .Bu tekrarlayan denemelerde kumulatif olarak artar.

Çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlerde detaylı bir inceleme ile problemin nereden kaynaklandığı aydınlatılmalı, tedavi gerekliliği belirlenmeli ve çiftin en kolay şekilde gebelik elde etmesini sağlayacak olan tedavi yöntemi belirlenerek çifte sunulmalıdır.

Tedavi yöntemleri; yumurtlama uyarısı ve takibi, aşılama ve tüp bebek tedavisidir. Uygun şartlara sahip olan çiftlerde, ilaçlarla yumurta gelişiminin sağlanmasını takiben spermin belirli işlemlerden geçirilerek rahmin içerisine verilmesi anlamına gelen "intrauterininseminasyon" (aşılama) tedavisi ile gebelik elde edilebilir.

Bazı durumlarda da doğrudan tüp bebek tadavisine geçebiliyoruz.Bayanın tüplerinin tamamen kapalı olması veya erkeğin sperminin aşılama yapılamayacak kadar az veya hiç olmaması gibi durumlarda her çifti ayrı ayrı değerlendirerek direkt tüp bebek tedavisi yapabiliyoruz.

Genel olarak eslerin herhangi bir korunma yöntemi uygulamadan ve düzenli cinsel ilişkiye girmelerine rağmen 1 yıl boyunca gebe kalamaması durumunda doktora müracat etmeleri önerilir.

Ancak günümüzde daha geç yaşlarda evlenme oranı arttığından kısırlıkla ilgili şüphesi olan erkeklerin üroloji uzmanına müracaatı önerilir. Mutlaka çiftler eşleri ile birlikte muayeneye gelmelidirler.

Erkeklerde genel fiziksel muayenenin yanı sıra bazı hormon tetkikleri, gerekli ise genetik incelemeler ve mutlaka geçmişte yapılmış dahi olsa merkezimizde semen analizinin tekrar incelenmesini gerekmektedir.